İçeriğe geç
  • Dolar 49,3979 ▲ %0,03
  • Euro 55,6494 ▼ %0,18
  • Sterlin 65,3956 ▼ %0,16
  • Gram Altın 6.644,78 ▲ %1,51
  • Çeyrek Altın 10.816,51 ▲ %1,07
  • Gümüş 96,37 ▲ %2,79
  • Bitcoin 4.078.005 ▲ %0,40
  • BIST 100 12.265,98 ▲ %0,43

Teknoloji

Gökyüzündeki fizik, yeryüzündeki politika

Bir yıldızın yalpalamasından görünmeyen bir gezegenin, gazın hareketinden bir karadeliğin varlığını hesaplayabiliriz. Bazı şeyleri doğrudan göremesek de varlıklarını anlamak ve ispatlamak mümkün.

Bilimde çoğu zaman nesnenin kendisini değil, çevresinde yarattığı etkileri ölçer, ardından bu etkileri açıklayan fiziksel modeli sınarız. Bir şeyi doğrudan gözlemleyemememiz, onun varlığı hakkında güvenilir bilgi edinemeyeceğimiz anlamına gelmez. 

Örneğin bir yıldızın konumunun veya bize yaklaşma ve uzaklaşma hızının periyodik olarak değiştiğini düşünelim. Bunun olası açıklamalarından biri, yıldızın görünmeyen başka bir bileşenle ortak kütle merkezi çevresinde dolanıyor olmasıdır. Yıldızın konumunun zamanla spesifik bir değişim gösterdiğinin gözlenmesi sayesinde yıldıza kütleçekimsel olarak bağlı başka bir cisim olduğu tespit edilebilir. Yıldızın yörünge dönemi ve hız eğrisi gibi ölçümler, böylesi bir çift sistem modelinin gözlemlerle uyuşup uyuşmadığını gösterir. Ne var ki, bu mutlaka görünmeyen bir bileşenin varlığını kanıtlamaz. Başka açıklamalar da olabilir. Ancak düzenli yörünge hareketi ve diğer ölçümler birlikte değerlendirildiğinde, görünmeyen bileşenin varlığı güçlü biçimde ortaya konabilir. 

Yıldızın yörünge hareketinin görüş doğrultumuzdaki hız değişimine, yani radyal hızına bakarak yoldaş cismin kütlesi ve yörüngesi hakkında bilgi edinebiliriz. Yıldızdan gelen ışığın zamanla değişimine, yani ışık eğrisine bakarak da yoldaşın boyutu ve yörüngenin bakış doğrultumuza göre geometrisi hakkında bilgi ediniriz. Eğer bu bilgilerin her ikisine birden sahipsek, bunların ışığında yoldaşın kütlesini, yarıçapını ve ortalama yoğunluğunu hesaplayabiliriz. 

Doğrudan görmediğimiz halde hesaplayabildiğimiz bir diğer cisim de karadeliklerdir. Karadeliğin güçlü kütleçekim alanına giren gaz ve toz, karadeliğin etrafında dönen bir disk oluşturur ve karadeliğe yaklaştıkça kütleçekim etkisi arttığı için gazın yörünge hızı muazzam seviyelere ulaşır. Yüksek çözünürlüklü gözlemler ve tayf çizgilerinin zaman içindeki değişimini izleyen yöntemler sayesinde, bu hızla dönen gazın karadelik merkezine olan ortalama uzaklığı tespit edilebilir. Bu verileri kütleçekim yasalarıyla birlikte kullanarak gazın hareketini açıklayan karadeliğin kütlesini hesaplayabiliriz. Böylece doğrudan tespit edemediğimiz karadeliğin kütlesini oldukça yüksek bir doğrulukla hesaplamamız mümkün olur. Samanyolu Gökadası'nın merkezindeki süper kütleli karadelik (Sagittarius A*) başta olmak üzere birçok karadeliğin kütlesi bu ve benzeri yöntemlerle doğrulanmıştır. 

BİR GEZEGENİN GEÇMİŞİNİ OKUMAK

Astronomide bir cismin doğasını belirlemek için onu doğrudan görüntülemek şart değildir. Ölçülen etkilerden çıkarılan fiziksel parametreler, farklı cisim türlerinin öngörüleriyle karşılaştırılarak cismin ne olduğuna karar vermemizi sağlayabilir. 

5 Ekim 2026'da Nature Astronomy'de yayınlanan bir araştırma, HS 0209+0832 adlı beyaz cücenin çevresinde ikinci nesil bir gezegen oluşmuş olabileceğinden bahsediyor. Genellikle büyük bir gaz ve toz bulutunun çökmesiyle oluşan yıldızların çevresinde kalan madde bir disk meydana getirir ve bu diskteki toz parçacıkları birleşerek gezegenleri oluşturabilir. Güneş Sistemi'ndeki gezegenlerin de yaklaşık 4,6 milyar yıl önce böylesi bir süreçle oluştuğu öngörülüyor. Ancak tek gezegen oluşum yöntemi tabii ki bu değil. 

Güneş benzeri düşük veya orta kütleli bir yıldız evriminin son aşamalarına (örneğin Kırmızı Dev aşamasına) geldiğinde, çekirdeğindeki nükleer yakıt tükenmeye başlar ve dış katmanlarını güçlü yıldız rüzgârlarıyla uzaya savurur. Sistemde kalan gaz ve tozun kütleçekimsel olarak birikmesi durumunda, bu atılan maddeler merkezin etrafında bir disk yapısı oluşturabilir. Genç yıldızların etrafındaki ilk öngezegen disklerinden doğan gezegenler "birinci nesil" olarak kabul edilirken, yıldız evrimleştikten sonra atılan bu yeni gaz ve toz diski içerisinde de tıpkı ilk dönemdeki gibi toz taneciklerinin bir araya gelmesi, birikimi veya kütleçekimsel kararsızlıklar yoluyla yeni gezegen çekirdeklerinin oluşabilmesi de mümkündür. Bu koşullarda meydana gelen gezegenlere de ikinci nesil gezegen adı verilir. 

Geçtiğimiz günlerde yayınlanan bu çalışmada, her ne kadar gezegenin kendisi doğrudan görüntülenmemiş olsa da, beyaz cücenin atmosferindeki çinko, bakır ve niyobyum gibi elementlerin olağan dışı bollukları ölçüldüğünde, özellikle niyobyum bolluğu gezegeni oluşturan materyale ilişkin önemli bilgiler sunuyor. Bu elementi bir gezegende gözlemek, yıldızın ölümü sırasında gerçekleşen süreçlerle bağlantılı bir kimyasal iz olarak yorumlanabilir. Element bolluğunun yanı sıra TESS verilerindeki yaklaşık 4,4 günlük periyodik parlaklık değişimi de bu öngörüyü destekliyor. Bu değişim, yıldıza çok yakın dönen bir gaz devinin gece-gündüz sıcaklık farkı ya da buharlaşan atmosferinin arkasında bıraktığı kuyruk benzeri bir izle açıklanabilir. 

USTURAM ÇELİK

Böylesi, bizden 270 ışıkyılı ötedeki bir gezegenin kökenini, ona hiç gitmeden, sadece gözlemlerden hareketle çözebildiğimiz gibi, gökyüzünün berisinde gözümüzün önünde cereyan eden ama gizlenmeye çalışılan toplumsal gerçekleri de dikkatli bir analizle okumak pekâlâ mümkün. Toplumun gözü önünde elde edilen haksız kazançların ve rantların ayyuka çıkması tarafsız bir yargıya güven duyan toplumlarda temel bir ceza davasının konusu olabilecekken; yasama, yürütme ve yargı organlarının bağımsızlığına duyulan güven sarsıldığında, muamelelerin 'kimin güç odakları nezdinde ne kadar kıymetli olduğuna' göre şekillenebildiğini öngörmek o kadar da zor değil. İçinde bulunduğumuz atmosferde, büyük rantlar söz konusu olduğunda, asıl mesele yapılan usulsüzlükler ve elde edilen haksız kazançlardan ziyade öncelikli olarak bir güç ve siyasi maliyet değerlendirmesinde düğümleniyor. Söz konusu kişilerin ne kadar önemli olduğu, ne kadar bilgi sahibi olduğu ve olayın kimlere ne ölçüde zarar verebileceği hesaba katıldıktan sonra, kolaylıkla gözden çıkarılabilecek kişilerde görevden uzaklaştırma, üyelikten çıkarma veya kamuoyu önünde sorumluluğu bireyselleştirme yolu seçilirken güçlü veya kritik kişi için savunma, inkâr, soruşturmayı ve hatta toplumun haber edinme hakkını sınırlama girişimi üzerinden destek sürdürme yolunun tercihi daha ağır basıyor. 

Biz gökyüzünde bir yıldızın hareketini gözleyip etrafında neler olup bittiğini hesaplamaya çalışırken, yeryüzündeki gözlemlere dayalı dolandırıcılık sınırları üzerinden kişiler hangi davranışların ne tür sonuçlar doğuracağını ve kendi risklerini hesaplıyor. Neyse ki söz konusu bilim olduğunda mesele rant değil, olsa olsa yanlış bir varsayım veya hata oluyor; ve o da er ya da geç, bilimin gelişmesi ile gün yüzüne çıkıyor. Aslında en güzelini Can Temiz söylüyor: "Ben geceleri yıldız sayarım, sizin koyunlarınız var. Ben de kazanmak isterdim ama garip oyunlarınız var." 

Kaynak: Birgun

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…